31 Mart 2013 Pazar

sonra, bir cirpida binaenaleyh demeyi basardigim gunlerim de olmustur eminim

ellerim ceplerimde
biraz isinmak icin
biraz tutunmak icin
biraz tutmak icin.
avuclarimda ben
icindeki cizgide
sen.
tam
yolumun
ortasinda

                                                                             

missing

11 Şubat 2013 Pazartesi

nada

rüzgarda uçuşturacak bir şeylerimiz olmalı. mesela, saçlarımız! saçlarımızı rüzgarda uçurmalıyız. zaman zaman gözümüzün önüne gelmeli. parmaklarımızı yüzlerimizde gezdirmeli, perçemlerimizi gözlerimizin önünden savuşturmalıyız.
bu yüzden önce saçlarımız uzamalı;
benimki sana dolanacak kadar,
seninki rüzgarda uçuşacak kadar.
saçlarımız aynı bizim, rüzgarla oynamazsak sıkılırız.
















summer wine (the one that i couldn t tell about!)



28 Ocak 2013 Pazartesi

korkma

22 Aralık 2012 Cumartesi

ah be doktor!..

bazen oyle seyler goruyorum ki, buna birlikte ne gulerdik diye dusunuyorum. hatta bazen yanlislikla aksam eve gidince sana anlatirim diye not ediyorum. saskinlik iste! bu yuzden bu gunlerde iki kisilik guluyorum. ve bu yuzden hayatim bol kahkahali gorunuyor.

bir de korkuyorum, ya daha uzun bir sure iki kisilik gulersem diye.
cok gulmek cok yorucu. bir bilsen, nasil yorucu.





helal olsun

15 Kasım 2012 Perşembe

... and sometimes, i have to shut my mouth up; in the belief that the universe has put into words the harmony of the moments.
loves to life, lives to love :)









broken crown

10 Temmuz 2012 Salı

ode to my kedi

seni görmüyorum
biz de seni görmüyoruz
biz beni de görmüyoruz
siz seni kaybetmiş olmalısınız
sen de bizi kaybetmiş olmalısın
siz beni yok etmiş olmalısınız
biz de seni yok saymış olmalıyız
sen beni ne yapmış olmalısın
ben seni sanrılamış olmalıyım
beni gören seni görmüş olmalı
bu yüzden şehirlerde tanınırsan şaşırmamalısın
nerede kalmıştık
nerede kalmışsın
nerede kalmışız
dans ediyordum, sonra uyudum, çok uzun uyudum ve ayılar beni kıskandı, bir uyandım kocaman iki elin arasındayım, sonrasını hatırlıyorum, ama öncesi çok bulanık, en son evim bir kedinin de evi olsun istedim, sonra kedinin annesinin sahibi tabiolur falan dedi, sonra meğersem kandırıkçıymış, çok aradım, ama aradığım kişiye önce ulaşılamadı, sonra numarası kullanılamaz hale geldi -artık kedi de ne yaptıysa-, biraz üzüldüm, çünkü kedi gelince nereye koyacağımı düşünmüştüm, bunu düşünürken üzüntümü nereye koyacağımı düşünürken kendimi buldum, sonra dansım mı değişti -ne olduysa artık- ayaklarım yere dokundu, bir de baktım çok yorulmuşlar, yorgunluğa alışık değiller tabi, yere dokunmayı da sevmiyorlar, uf elleri anlıyorum ama insanın ayaklarını koyacak yer bulamaması çok kötü, sonra ben de hiç durur muyum, uyuyarak karşılık verdim, hiç durmadan ve yorulmadan uyudum, bir süre uyuyup uyanacaktım ama karabasan mı bastı -ne olduysa artık- uyanamadım, madem uyanamıyorum bari uyuyayım diye düşünmüş olmalıyım, bir de uyandım ki her tarafım da tutulmuş, herhalde yanlış pozisyonda uyuyakaldım, ya da üstüm açık kalmıştır, uyuyanın üstüne kar yağarmış, ondan tutuldum demek ki, kedi de gelmedi zaten, papyon sahibi kandırdı beni 
biz de kimiz, üstümüze sağlık falan yağsın






hope there is someone

18 Haziran 2012 Pazartesi

tend to be a baloon

evet he shot me down
ve i hit the ground tabikine de!

buraya bi ara nasıl artık müzik dinleyemediğimden,
dinlemek istediğimden ama dinleyemediğimden,
nasıl her müzik dinleme teşebbüsümde kendi kendimi evde klip çekerken bulduğumdan,
bu durumun nasıl canımı sıktığından,
sıkıntımın nasıl böğürtü olarak dışarı çıktığından,
nasıl olmayan depresyondan bir türlü çıkamadığımdan,
nasıl olan ilişkimden bittikten sonra haberdar olduğumdan,
kurbağa kalpli ve dokuz canlı bi insan kisvesini aslında nasıl özlediğimden,
sonra kendime bakıp, onu aslında hiç de özlemediğimden,
öte yandan nasıl terliklerimi geçirip koşa koşa gitmek istediğimden ama bu isteği duyumsar duyumsamaz önce kendime sonra ona sinkaflı küfürler sıraladığımdan,
her bi halta nasıl deneysel yaklaştığımdan ve her türlü sayıltımın nasıl 0 değeri verdiğinden,
bi daha kendimi iğrenç hissetme ihtimalim ortadan yok olduğu için nasıl umut saçmalığıyla flört ettiğimden,
nasıl ters köşeyle öpüştüğümden ama sonra kazıyarak kendimi yerden kaldırdığımdan falan bahsedicem. bence çok çok fazla eğlenicez.




no şarkı no müzük